28 Ağustos 2013 Çarşamba

1 YILDA NASIL HERŞEY DEĞİŞTİ?

Merhaba
Tam bir yıl oldu ben ilk bu sayfa da yazmaya başlayalı.Ha becerdin mi sen bu işi derseniz, cevabım hayır.Ama bir heves, bir eğlence olarak başladığım için rahatsız etmiyor bu durum beni.Bazen unutuyorum bile bir sayfam olduğunu.Zaten şuraya gittim buraya gittim şunu yedim yazılarını beceremiyorum ben.Fotoğraf çekme üşengeci de olduğum için olmuyor işte.Ama iş blog takip etmeye gelince o konuda çok istikrarlıyım.Hemen hemen her gün açıyorum.Bir de artık bloglovin olduğu için beni takip eden var mı yok mu onu bile bilmiyorum açıkçası.Zaten yazamadığım için de anlayamıyorum var mı birileri yok mu diye.
Biraz önce açıp baktım tam bir yıl önceki yazıma.Sizde bakmak isterseniz işte BEBEK. İşte bir yılda en çok değişen şey bu konuda oldu.Nasıl da oldu anlamadım.Aslında o yazıdaki herşeye hala tüm kalbimle, aklımla katılıyorum.Ama o düşüncelerimin yanında uygulamada değişiklikler yapıyorum.Kendimde şaşırıyorum kendime.Az çok geçen kasım ayında sağlık sigortası yaptırdığımda ki bu sadece ilerde bebek düşüncemiz olur diye yapıldı, yavaş yavaş bebek düşüncesi belirmişti kafamda.Ama ben ne oldu da bunu pat diye uygulamaya koydum hiç anlamadım.Bu aşama nasıl bu kadar kısa süre de gelişti hiç anlamadım.Tahmin edilen üzere bebek öncesi rutin kontrol için doktoruma gittim.Doktorumun gebelik düşünüyor musunuz sorusuna evet dedim.Bunu kaydedip beni tanıyan yakınımdaki insanlara izlettirseler hepsi istisnasız şaşırır :-)
Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, en sonuncusu budur HAŞİMATO-2 , endokrinoloji doktorumu da aradım.Beni daha önce uyarmıştı.Gebelik düşünürsem haberim olsun dedi.Ben onu da aradım ve gebelik düşündüğümü söyledim.Bak bak bak cesarete bak...O da benden bazı testler istedi.Yine TSH , T3, T4 , demir ve folik asit testleri.Kadın doğum doktorum folidoce kullandırmaya başlamıştı bu arada folik asit için.O yüzden benim tüm değerlerim güzel çıktı.Hatta TSH değerim 1,24 çıktı tekrar.Geçen kontrolde yüksekti 2,46 çıkmıştı.Doktorum 10 numara 5 yıldız dedi sonuçlarıma nazar değmesin.Ama hamileyim dediğin an hemen TSH testi yap görüşelim dedi.
Ve böylece bizim için bir süreç başlamış oldu.Hala korkuyorum.Hem olursa ne hissederim, ben nasıl yaparım, ya kötü bişi olursa, ya ters bir durum olursa diye endişeleniyorum.Hem ya olmazsa diye korkuyorum.Stres yapmamak tabi en iyisi.Ama ben kuruntularım ve karamsarlığımdan ödün vermiyorum maşallah.
Tabi ki bu süreçten hiç kimsenin haberi yok.Herkeslerden gizli :-) Çünkü şimdi ben düşünüyoruz desem yine sorular başlayacak.Beklentiler büyüyecek.Bu ay mı olacak şu ay mı olacak? Oldu mu oldu mu?Sessiz ve derinden halletmeyi düşünüyoruz.Umarım uzun bir süreç olmaz bu yapım aşaması.Çünkü ben kendimi de biliyorum eşimi de biliyorum.Her ay bizim karamsarlık katsayımız katlanır.Herkese çok büyük laflar ettim istemiyorum da  yapamam da bilmem ne de diye.Şimdi de evrene çok negatif mesaj vermiş miyimdir diye korkuyorum :-) Bakalım yaşamadan göremeyeceğimiz bir süreç.Güzel olsun inşallah herşey...  

8 Temmuz 2013 Pazartesi

HAŞİMATO -2

  
     Aslında hastalıklardan bahsetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama ben daha önce şu yazımda bahsettiğim için ve benzer durumu yaşayan insanları merak ettiğimi için o günden sonra olan gelişmeleri de yazmak istedim.Tiroid ile ilgili bir rahatsızlığı olmayanların ilgisini çekmeyecektir.Baştan söyleyeyim :-)
    Son yazımdan sonraki ilk kontrolüm ekim ayındaydı.Ekim ayındaki kontrolümde TSH değerim 1,38 di.Bu çok güzel bir sonuç.Doktorumda ilacımın dozajını değiştirmedi.50 mg Euthyrox kullanmaya devam ettim.Bir dahaki kontolüm bu sene mayıs ayındaydı.Bu sefer ki TSH değerim 2,46 ydı.2,5 tan sonrasını sağlıklı bulmuyor doktorlar.O yüzden mayıstan sonra ilacımı 6 gün 50 mg, 1 gün 75 mg olarak değiştirdi.Ultrason sonuçlarım da iyiydi.Nodülüm yok.Bir sonraki kontrolüm aralıkta.O zamana kadar bu şekilde devam edeceğim.Bakalım aralık ayında sonuç ne olacak ? 

FOÇA-MANASTIR TEPE SEYİR CAFE

Merhaba
Bu hafta sonu deniz öncesi kahvaltı organizasyonu yapalım dedik arkadaşlarla.Foça'da nereye gidelim diye araştırma yaparken Sevda Tepesi'nde böyle bir mekan yapıldığını öğrendik.Foça'ya 2 km mesafede, yol kenarında denizden 200 m yükseklikte bir yer.Bu mekan yapılmadan önce de insanlar orada fotoğraf çekme ve manzarayı seyretmek için mola verirlermiş zaten.Bunu keşfeden biri de buraya bir mekan açmayı düşünmüş.İyi de etmiş tabi.Amaaaa....


                                              (burası oturduğunuz yerden izlediğiniz manzara)

Ben tabi fotoğraf özürlü olduğum için dışarıdan fotoğrafını çekmedim.Daha doğrusu çok uzun zamandır yazmadığım için aklıma tanıtabileceğim de gelmedi :-)
İlk mekana girdiğimizde hepimiz beğendik.Manzara güzeldi.Komple ahşaptan yapılmış bir yerdi.Neyse oturduk.6 kişi için 4 kişilik kahvaltı söyledik.Çünkü internetteki haberlere göre 1 kişilik kahvaltı ile 2 kişi rahatlıkla doyuyordu.İnternette üç şeçenekli kahvaltı servisi de yazıyordu öyle birşey de yok tabiki.
Kahvaltılıklar gelince biz hafiften söylenmeye başladık.Ama şu yok bu yok diye.Tabi ana malzemeler vardı.Domates, salatalık, peynir, zeytin, bal,reçel.Ama dışarıda kahvaltı yaptığında insanın birde gözünün de doyası geliyor ya.İşte o bakımdan doyuramadı.Yanında sadece ekmek geldi.Kızartılmış ekmek.Bayat ekmekleri kızartıklarını düşünüyorum.Ve de çay vardı termos ile.Bol olan tek şey çaydı malesef.1-2 saat sonra herkes acıkmıştı bile.
Bunun yanında serviste pek başarılı değildi.Kesinlikle çalışanlarda zerre kadar güleryüz yoktu.Foursquare da da yorumlar bu şekildeymiş.Sadece manzara için bir çay içebilirsiniz.O bile çok lazım değil bence .Kenarından manzarayı izlersiniz.Ben şahsen oraya tekrar gitmem.

4 Haziran 2013 Salı

BENDE VARIM...


       Zaten uzun zamandır yazmıyordum.Varlığı yokluğu bir gibi blogumun.Ama yazmamam böyle bir amaca hizmet edecekse hiç yazmasam da olur.
       Günlerdir tedirgin ama bir o kadar da gururluyum.Tedirginliğim şiddet yanlısı acımasız insanlardan.Gururum halkımızdan.Açıkçası ben ülkemiz için umudumu kaybetmiş insanlardandım.Bu saatten sonra düzelmez diyenlerdendim.Ama şimdi bakıyorum da yok daha ölmemişiz çok güzeliz.Artık daha bir umutlu bakıyorum geleceğe.Hala bir umut var diyorum.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!

18 Nisan 2013 Perşembe

SİZCE NASIL?



         İşte kararsız kaldım yine.Bana yardım edebilir misiniz acaba? Şimdi bana bir düğün yemeğinde giyeceğim siyah bir ayakkabı lazım.Elbisem mini siyah bir elbise.Mangodan almıştım.İnternette resmini bulamadım.Yoksa fikir açısından gösterecektim ama :-( Neyse işte internette gezinirken bu ayakkabıyı beğendim.BUTİGO.COM'dan.Aslında aradığım bilekten bağlamalı bir modeldi.Çünkü ayak bileklerimi biraz kalın buluyorum.Kamufle edesim geliyo :-( O yüzden acaba aşağıdaki ayakkabı sizce nasıl ? Bir fikir verebilir misiniz?


5 Mart 2013 Salı

MİM

Aşkın Bedenlenmiş Halleri beni mimlemiş.Teşekkür ediyorum.İşteee cevaplarım;

1-En mutlu olduğunuz anı nasıl tanımlarsınız?
Uyumak üzere olduğum saniyeleri çok seviyorum.:-) Zaten kafamı koyduğum gibi uyuyanlardanım.Bir şey yapmak zorunda olmadığım anlarda mutlu oluyorum diyelim.Aklimda evet şuandı diyebileceğim bir an yok...

2-Hayatınızda değeri asla eksilmeyecek kişi kimdir?
Klasik olacak ama ailem.Çok önemliler hayatımda.

3-En sevdiğiniz yazı tarzı ve yazar kimdir?
Aslında budur diyebileceğim biri yok, çünkü sıklıkla değişir, çabuk sıkılırım ve vazgeçer başka birine yönelirim.

4-Sevdiğiniz kişiden nasıl bir evlenme teklifi aldınız ya da almayı isterdiniz?
Özetle söylersem, kendi elleriyle yaptığı resimlerimizden oluşan bir albüm ve en arkasında sonu benimle evlenir misin olarak biten bir şiir :-)


5-En sevdiğiniz mevsim hangisidir, neden? 
Yaz.Çok üşürüm çünkü , baharda bile üşüyebilme potansiyelim var.

6-Yaptığınıza asla pişman olmadığınız en kötü şey nedir?
Ben ufak şeylerden bile pişman olurum.Kararsız olduğum için zorlukla seçtiğim bir seçenekten arta kalanı ayy acaba onu mu seçseydim deyip pişman olmuşluklarım olur.Pişman olmadığım kötü bir şey aklıma gelmedi.Kesin pişman olurum çünkü :-)


7-Takip etmekten en çok hoşlandığınız blog hangisidir?
En çok hoşlandığım blog kapandı malesef :-(


8-En sevdiğiniz içecek hangisidir?
Ayran.

9-Ayakkabı numaranız nedir?
36,5. Hiçbir ayakkabı doğru dürüst olmaz.

10-Vazgeçemediğiniz abur cubur ürünü nedir?
Vallahi çoğundan vazgeçtim.Ama çikolata her daim vazgeçilmez.Karşı koyamadığım zamanlarda yiyorum.

11-En büyük idealiniz nedir?
Büyük insanlarin idealleri, siradan insanlarinsa hevesleri vardir.-Washington Irving
Ben sıradanım kabul ediyorum. :-)




23 Şubat 2013 Cumartesi

Çekiliş-Makyaj Kelebeği

Merhaba

Genelde çekilişlere katılamıyorum.Çünkü facebook ve twitter paylaşımları yada beğenileri koşul oluyor.Benimde kararsız kız olarak hesaplarım yok.

Bu sefer MAKYAJ KELEBEĞİ'nin çekilişinde şansımı denemek istedim.Son gün 25 Şubat. Katılmak isteyenler BURAYA.

 

22 Şubat 2013 Cuma

Cart diye aldım curt diye geldi...

    Merhaba
   Bu aralar yine makyaj malzemelerine sardım.Daha çok rujlara.Ama tabi zor geldiği için yine online alışveriş yapıyorum.O zaman da renk seçmek zor oluyor.Hemen görsellerden araştırmalara başlıyorum.Biri aradığım rengi sürüp göstermişse süper oluyor.Dünde yine böyle gezinirken clinique chubby stick intense rujlar dikkatimi çekti.Online olarak da hiçbiryerde yoktu.Sadece Tekin Acar da vardı.Kargoda ücretsizdi.Hadi o zaman alıyım dedim.Bugün bir baktım pıt diye gelmiş bile.Şok oldum. :-)
   Hemen de denedim.İnternette çok fazla resmi yok o yüzden bende tamamen amatörce resmini çektim.Daha önce dudaklarımın resmini çekmemiştim.Yamuk çıktı dudaklarım hep yaa nasıl öyle fotojenik resimler çekiyorlarmış vallahi zormuş yaaa.Zaten alalacele de sürmüştüm.Hepten yalan oldu resimler.Ama işte en azından renk için az çok bir fikir verebilir diye yine de koyuyorum.Çok da kaliteli çıkmadı.Resimleri ofiste ışığın altında çektim.Hava baya kapalı bugün İzmir'de.Gün ışığında nasıldır bilemiyorum o yüzden.




      Benim tam sevdiğim tonlarda, aslında benim için biraz koyu bile ama tek kat sürünce daha rahat kullanabilirim.Zaten resim yapar gibi çok rahat sürmesi pastel boya gibi. :-)

     Bugünkü ojelerimle de takım oldu gibi sanki.Ojem de flormar 409.Buda resmi...



 Bugün de cuma oh missss.... :-)


11 Şubat 2013 Pazartesi

FLORMAR 399



    Hayatımda ilk kez siyah oje sürdüm.Eşim hiç beğenmedi,gotik olmuşsun dedi.Alışamadı.Bende televizyonda bak işte bak oda siyah oje sürmüş diye gösteriyorum her gördüğümü çünkü herkes de var nerdeyse.Ama cevap: Eeee nolmuş güzel olmamış işte ...

5 Şubat 2013 Salı

SANKİ BANA YAZ DER GİBİ GİBİ...

                                

Denizdenerde tarafından mimlendim.Sanki hep sen beni mimliyorsun gibi :-) Yine hatırladığın için teşekkürler.Çünkü ben kendim bile unutmuştum buraya birşeyler yazmayı.Her gün açıyorum hesabımı ve tüm bloglara göz gezdiriyorum.Ama nedense bu aralar hiçbirşey yazasım yok. :-(

1.En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özelliğiniz ?
   Korkak ve ürkek bir insanım ,akşamları arkamdan yürüyen biri hött dese kalbim yerinden fışkırır.İlk aklıma gelen sevmediğim özelliğim bu.Sevdiğim özelliiik,işte bunu düşünmek zorunda kaldım :-) Hala düşünüyorummmmm.
2.Küçükken kendinize yakın gördüğünüz bir çizgi karakteri var mıdır? Varsa nedir?
   Bulamadım.Yoktu demek ki:-)
3.Çevrenizdekiler sizi tek bir cümleyle nasıl tanımlar?
   Tabiki de kararsız :-)
4.En sevdiğiniz yemek?
   Bendeki iştah maşallah sevmediğim yemekler bir kaç tane :-) Ama en sevdiğim annemin yaptığı enginar yemeği.
5.Pazar gününün sıkıntısını atmak için yaptıklarınız neler?
  Pazar gününün sıkıntılı olmaması için pazartesinin tatil olması gerekir.
6.Son okuduğunuz kitap?
   Koloni-JEAN CHRISTOPHE GRANGE- Henüz bitmedi.
7.Sizi en çok etkileyen film veya dizi?
   İlk aklıma Avatar geldi benim ya tuhaf mı ki ben o filmden çıkınca bir tuhaf olmuştum.
8.Sevdiklerinizi kıskanır mısınız?
   Eskiden çok kıskanç bir insandım.Çok şükür bunu normal insani bir boyuta indirgedim.
9.Far mı Göz kalemi mi?
   Göz kalemi.
10.Sabah erken kalkmak için yöntemin nelerdir?
    Uykuya bayılsam da alarm çaldığında pıt diye kalkarım.Erteleme bile kapalıdır bende.İşe gitmek mecburen.Erken kalkmak mecburen.Mecburen mecburen mecburiyetteeeen...
11. Keşke bitmeseydi dediğin bir dizi var mı ?
     Aşk-ı Memnu'nun musmutlu sonla bitmesini istiyordum ben.
12. Blog açmak nereden aklına geldi ?
     Aslında ben yazmayı severim.Arkadaşlarımla mektuplaştığım çoktur.Sevgilililerime çok yazmışlığım vardır.Hatta kocama bir defteri doldurup vermişliğim var.Düşünün artık içimde biriktirdiklerimi.Ama nedense burda direk özel bir kişiye yazılmadığı için tıkanıyorum.Yani özetle yazmayı sevdiğim için , oyalanmak için ve sevdiğim blogları daha rahat okuyup yorumlar yazabilmek için açtım.
13. Bloglarda okumayı en çok sevdiğin tarz nedir ?
     En çok almayı düşündüğüm bir ürün varsa , o ürün ile ilgili detaylı bir yazı görürsem seviniyorum.Şunu giydim bunu giydim çok ilgimi çekmiyor.Çünkü ne kadar görsem de ben çok beceriksizim bu konuda.Birde böyle minik minik ve hiç paragrafsız yazıları okuyamıyorum.
Kendinizle ilgili 11 gerçek?
1.Maymun iştahlıyım.
2.Ama iştahlıyım da.Orta boy Dominos pizzayı tek başıma yiyebiliyorum.
3.Sabırsızım.Birşey olacaksa olsun ama olmayacaksa da bileyim yani.
4.Geceleri evde tek başıma uyuyamam.
5.Karamsarım.Genelde en kötüsünü düşünürüm.Ama yine de şanslı olduğuma inanırım.Ne yaman çelişki işte.
6.Bu aralar içimden küfür ediyorum habire.Ağzımdan kaçırıcam diye çok korkuyorum.:-) Herhalde karşımdaki şok olur.Çünkü tam tersi bir imajım var.
7.Çok rahat ağlayabilirim.
8.Kolay kolay unutmam.
9.Tabiki de çok kararsızım.Ama bazı anlarda da anlık hızlı kararlar verebiliyorum.Hemen de olsun istiyorum.
10.Öyle olsaydı böyle olsaydı diye çok hayal kurarım.
11.Rutini seviyorum.Benim planladığım gibi olsun istiyorum herşey.Biri bana zorla birşey yaptırmaya çalışırsa çok geriliyorum.

İşte böyleee.Artık bir daha ki yazım ne zamana denk gelir bilmem :-)

7 Ocak 2013 Pazartesi

SİNEMALAR VE ÇOCUKLAR


       Eşimle gittiğimiz son iki filmden de sinir harbi yaşayarak çıktık.İlk filmimiz Hobbit-Beklenmedik Yolculuk.En arkadayız ve o sırada sadece 11-12 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir çocuk ve pek kıymetli anneciği.Neyse başladık filmi seyretmeye.Arada konuşuyor çocuk.Tamam dedim susar şimdi.Annesi yanında konuşturmaz uyarır.Ama çocuk beni yanılttı sağolsun.Film boyunca ayağınla tempomu tutmadı, koltuğunda salıncak gibi mi sallanmadı...Film hakkında en ufak bir fikri yoktu zaten.Anneeeee hobit neeeee?  Anneeeee bunlar cüce miiiiiiiii?   Anneeeeee ne kadar salak bunlar. Ya bişi söylücez annesi yanında diyorum , ama o da vurdumduymaz çıktı.Sesini çıkarmıyo.Allahım delirdik delirdik.Sonra da çok pişman olduk.Çünkü çocuk o kadar zehir etti ki bize filmi.Dedik niye uyarmadık ki ,annesi bizi anlayabilecek kapasite değil büyük olasılıkla ondan sustuk zaten ama sustuğumuza da sinir olduk.Başıma ağrılar girdi.
       Gelelim ikinci filme.Bundan dersimizi almamış olacağız ki.Cumartesi günü,Forum Bornova 16:00 seansına Pi'nin Yaşamı'na gittik.Gün ve saat verdim.Belki bi sesimi duyan olur:-)Yaş sınırı 7.Bence az bu yaş sınırı.Filmde yine çok fazla çocuk vardı.Ama bir tanesi vardı kiiiiiiiiii ilk filmdeki çocuğu mumla arattırdı.Bu sefer sadece bizi değil bütün salonu rahatsız etti bu çocuk.Bu sefer yanındaki veli babaydı.Ama görünüşe göre anne veya baba olması değiştirmiyor.Yine başroldeki babamız çocuğuna höt bile demedi.Yanımda oturanlar artık sandalyelerin kollarına vuruyolardı sinirden.Sus artık ya diyenler.Arkasına bakıp belki anlar diye bekleyenler.Yok ama yok.Çocuk film boyunca üstün performans göstererek film boyunca konuştu.Öyle kısık sesle falan da değil haa.Tüm salona naklen yayın.Her gördüğüne aaaaaaaaaa köpekbalığı, aaaaaaaaaaaa maymun, aaaaaaaa bilmem neee.Yemin ederim ki hiç abartmıyorum.Film boyunca susmadı çocuk.Bağıra bağıra tepkilerini verdi,sorularını sordu.Veee iskele babamız yine höt demedi.Bu mudur yani çocuk yetiştirmek.Tamam bazı çocuklar gerçekten laf dinlemiyor.Sus dersin susmaz , şımarır bilmem ne , bi yere kadar zaten çocuk diye tolerans tanırsın.Ama sevgili anne babalar yahu Allah aşkına insan başkasını rahatsız ettiğini düşünmez mi hiç yaa, öğretmez mi çocuğuna sinema da konuşulmaz diye.Hadi denedin öğretemedin, dinlemiyor seni bas bas konuşuyoo al çocuğunu çık o zaman kardeşim, ya da gelme, ya da bi höt de çocuğuna yaa,herkes çekmek zorunda değil.Sinema salonu burası , başka bir yer değil ki.Sinema da sessiz olunur.Bunu aklı başında olan herkes bilir.O kadar sinirlendim ki resmen gidip suratlarına çığlık atasım geldi.
        Neyse ki film güzeldi.Pi'nin yaşamını sevdim.3 boyutluydu.Konusu da , görselliğide çok hoştu.Hobbit hakkında bir yorum yapamayacağım.Çok hakim olduğum bir konu değildi Yüzüklerin efendisi de zaten.Eşim için gittim Hobbit'e de.Ama Pi'nin Yaşamı'nı tavsiye ediyorum.
        Onunda birlikte evde cıyaklama vızıldama sesleri olmadan bir film izledik.BARFİ ismi.


Konu :Barfi hem işitme hemde konuşma özürlü bir gençtir. Shuriti adında genç bir kıza aşıktır. Fakat Shuritinin ailesi onun normal bir erkekle evlenip iyi bir mutlu hayat kurmasından yanadır…

Barfi bu umutsuz aşkdan yorulmuş yepyeni bir hayata başlamıştır. Bu arada Jhilmil adında yeni bir sevgilisi de olmuştur. Fakat polis tarafından da aranmaktadır tam bu dönemde tekrar karşısına çıkan Shuriti bütün dengelerini alt üst etmiştir… Artık Barfi bir seçim yapmak zorundadır.

Sımsıcak, yer yer komik, yer yer sizin hüzünlendiren vede ağlatan, o eski kaliteli siyah beyaz türk filmlerindeki gibi... Üstüne kaliteli müziklere sahip... Herşey çok masum ve izlenesi kaliteli bir yapım... Türk filmi tadında harika bir film...




      
      Genelde Hint yapımı filmlerde yarım saatte bir 15 dk dans olur ya bu öyle bir film değil, 2 saate yakın filmin süresi.Ama kesinlikle sıkıcı değil.Hem hareketli,hem duygusal hem de komik.Biz çok sevdik.Tavsiye ediyorum.

2 Ocak 2013 Çarşamba

CATHERINE ARLEY OJE NO:800

  Bu da aldığım  diğer bir Catherine Arley oje.Hologramlı ojelerinden.Kargo ile geldiğinde şişesindeki rengini beğenmemiştim.Çirkin bir kırmızı gibi gelmişti.Ama sürünce çok hoşuma gitti.Çok parlak ve canlı duruyor.Sürülüşü de çok rahattı, gayet düzgün sürülebiliyor.Şişelerine bakıp en sevmeyeceğim gibi gözüken nerdeyse içlerinde en sevdiğim oldu.Fotoğraflarda biraz parlamış sanırım ama...

İşte fotolar;